11 Nisan 2012 Çarşamba

"Kuyulardan hayata devam eden su."


Ağır Hasta, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Çocuk ve Allah

(Başlık Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Anlamak” -Çocuk ve Allah-  adlı şiirinden bir dizedir.)

"Ve bu ancak onun ölümünden sonra, geride şiirinden başka adına konuşacak bir şey kalmadığında düzelir.”



“(…) Edebiyatın hayat bakımından en ilginç özelliklerinden biri şudur: Şiir, şairin eseri , evrensel insan (uomo universale) için hava kadar lüzumlu ve onun kadar kabul edilebilirken , şair merhamet ve küçümseme, belki de korkuyla karışık bir saygıyla kabul görür, ki bu bir zamanlar zayıf ruhlu  ve kaçık olmasına bağlanıyordu, ve kimi zaman ‘esinli budala’ tabirinde ifadesini bulmuştur.
Geçmişte şair ne kadar kucaklanıp baş tacı edilmiş, ismi insanlar arasında ne kadar yayılmış olursa olsun, halk arasında kendine duyulan saygının, gösterilen itibarın her zaman esas itibariyle bugünküyle aynı olduğundan kuşku duymam. Ve hepimiz gayet iyi biliyoruz ki eğer bir insan başka hiçbir şey olarak değil sadece şair olarak tanınırsa, eğer kişiliği şiir yazmak dışında başka her türlü başarının desteğinden yoksunsa, bu kimsenin nazarımızda saygı ve itibar yitirdiği bir vakıadır, eğer değil diyorsak içimize dönüp vicdanımızın sesini dinleyelim, bunun böyle olduğunu göreceğiz. Ve bu ancak onun ölümünden sonra, geride şiirinden başka adına konuşacak bir şey kalmadığında düzelir.”
Charles  D. Warner
Çeviren : Kemal Konuşmaz

(Edebiyatın Hayatımızdaki Yeri: Neresi?, Charles D. Warner & T.S. Eliot, Şûle Yayınları, Kasım 2006, sayfa 33,34)

31 Mart 2012 Cumartesi

"Yaslı,yanık, korkunç bir dil akdeniz"




"Kelimeleri çocuklar ve kovulmuşlardır"

(Mısralar Hilmi Yavuz'un "accidia" adlı şiirinden alınmıştır. "Bakış Kuşu" kitabından...)

"Onlar her yere dağılmışlardır."


"Bir bilim adamı bir şey ‘keşfedinceye’ kadar büyük bir bilim adamı olarak takdir edilmeyi ummaz. O çoktan keşfedilmiş olanı öğrenmekle başlar işine. Bu noktadan ilerler. Kişisel olarak büyüleyici biri olmaya yatırım yapmaz. Okulun ilk senesinde yaptığı çalışmaların arkadaşları tarafından alkışlanmayı beklemez. Ne yazık ki şiirin çömezlerini toplayabileceğimiz muayyen ve tanınabilir bir sınıf yoktur. Onlar ‘her yere dağılmışlardır’."

 
(Poetry dergisinin 1913 Mart sayısında yer alan ; Ama öncelikle bir şair olmak gerekir." cümlesiyle biten; “Bir İmgeciden ‘Yapılmaması’ Gerekenler Hakkında” başlıklı; Ezra Pound imzalı uzunca yazıdan alınmıştır. Çeviren Deniz Tuncel…)

Fotoğraf: Ezra Pound, drawn by Wyndham Lewis

"sanki gül salgını ortaçağlarda"


(Başlık kitaptaki “odalarda” şiirden bir dize...)

28 Mart 2012 Çarşamba

"Bir bakarsınız bütün söylediği nesirdir Necatigil'in. Bütün bunlara bir şiir havasını nasıl kattığı açıklanamaz onun." *



"Necatigil, ara sıra isyan edebilen yenilmiş bir şehir insanının ozanıdır."*

*Turgut Uyar, Pazar Postası, Sayı 52, 28 Aralık 1958, "Kitaplar" başlıklı yazı, Korkulu Ustalık'tan...)

"Sıkıntım var. Bugün çok şiir konuştum."

(…)
-    (Nazım Hikmet’in) Şiir tadlarını getireceğini düşündüm dediniz. Bulabildiniz mi bunu?

-Şiir tadları bulmak başka bir şey , getirileceğini     düşünmek başka bir şey. Nâzım en azından bize bir yanlışlığı hatırlatmaktadır.

-Peki bu yanlışlık nedir?

- Şöyle söyleyeyim: Hem kendi yanlışlığımız, hem de onun kendi yanlışlığı.

-Ayaküstü bir konuşma gerçi bu, ama biraz açar mısınız?

- Sıkıntım var. Bugün çok şiir konuştum.(…)

 
(Şiir Sanatı, Sayı 10, Ağustos 1966, Soruşturma : Nâzım Hikmet Üstüne, cevaplar Turgut Uyar'a aittir.)
Korkulu Ustalık'tan...

"Şiirde de bu yüzden bocalıyoruz."


“… anlatılamaz, izlenemez, bilincine varılamaz bir hızla değişiyoruz. Yalnız biz mi? Birtakım ekonomik ve sosyal politikalar dışında, aşağı yukarı hepimiz sezgiyle yaşıyoruz.  Yarını pek belli olmayan bu dünyada sezgiden başka yöntem de yok galiba. Bir zamanlar aşağıladığımız kadercilik’e de pek benzemiyor değil hani. Çoğumuz böyle ; gazete haberlerini yaşayan, sandviç  yiyen, sevişmesini övünçle anlatan, sinemalara giden ve en önemlisi korkan insan. Kendini , bütün gerekleri  yerine getirdiği hâlde bir türlü olanlara uygulayamayan adam. Eksik, rahatsız bir adam.
Bana kalırsa çoğumuz yaşamayla ilişkimizi diri tutamadık,  yahut bu ilişkileri kurmada yanlış ilmikler attık. Şiirde de bu yüzden bocalıyoruz."
Turgut Uyar

(Dost, Sayı 28, Temmuz 1963, Turgut Uyar’la Konuşma)
Korkulu Ustalık'tan...

21 Mart 2012 Çarşamba

"Hüzün dinmiş bir coşkudur, başka bir şey değil."


Not: Başlıktaki cümle Andre Gide'ye aittir, (Dünya Nimetleri).

"Biz o zamanlar yalnızdık, onun üç adım gerisinden giderdik."


Not: Başlıktaki dize İlhan Berk'in "Delta ve Çocuk" adlı kitabındaki "Artırma" adlı şiirden alınmıştır.
- Resim : Van Gogh, Otoportre

" Şiirin ne olduğunu biliyorum ve yapamadım." A.H.Tanpınar


Not: Başlık Tanpınar'ın 1960'da Adalet Cimcoz'a  Paris'ten yazdığı bir mektupta geçen bir cümledir...

8 Mart 2012 Perşembe

"nedir onu kötü yapan, ölümü."



Not: Başlıktaki dize Hayriye Ünal'ın "Bana Olanlar" ( YKY Şiir Yıllığı 2011 )  şiirinden alınmıştır.

"Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara"

 DUYUM  
Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara:
Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların,
Yıkasın bırakacağım başımı rüzgâra!

Ne bir şey düşünecek, ne bir lâf edeceğim.
Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim,
Mutlu, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

Arthur RIMBAUD
Çeviri: Orhan Veli KANIK

"Ben de çıplağım ama elma yemiyorum"


Not: Başlıktaki mısra Cemal Süreya'nın "Elma" (Üvercinka) adlı şiirinden alınmıştır.

"Savaş bitmiş ben bunu / Koynumun boşluğuyla anlıyorum"



Not: Başlıktaki dizeler İsmet Özel'in "Savaş Bitti" (Of  Not Being A Jew) şiirinden alınmıştır.